Prev

Next

Marmite: İngiliz reklamcılığından dimağlara keskin bir tatMarmite: İngiliz reklamcılığından dimağlara keskin... Merhabalar Uzun zaman ara verdikten sonra burayı daha fazla ihmal etmemeliyim dedim ve tekrar bilgisayarın başındayım :) Bundan sonra fırsat buldukça, tercihen haftada bir, reklam çözümlemeleri yazmaya devam edeceğim. Hazır Cannes’da yeni geçmişken ve gördüğümüz birbirinden güzel işler hepimizin...

Read more

Start with Sharpie: Hikâye anlatmak üzerine bir hikâyeStart with Sharpie: Hikâye anlatmak üzerine bir hikâye Hikâye, hikâye, hikâye... 2012’nin reklamcılık modası… Hemen her yerde hikâye anlatmanın öneminden ve nasıl anlatılacağından bahseden makaleler okuyoruz. Reklamda hikâye, sunumda hikâye, dijitalde hikâye, hikâye her yerde… Peki, nedir bu hikâye yazmak nasıl yazılır, nereden başlanır? Bu hafta...

Read more

Fısıldayarak da ses duyurulur: Şekerbank reklamlarıFısıldayarak da ses duyurulur: Şekerbank reklamları Gecen haftaki ING Bank yazımızla bankacılık sektöründe ki yanlış bir iletişim uygulamasına örnek verdikten sonra doğruyu yapanları da göstermemek olmazdı. Bu yüzden bu yazımızın konusu gecikmiş de olsa bankacılık sektöründen başarılı bir uygulama: Şekerbank reklamları. Şekerbank son bir...

Read more

Advantage Card Relansman:  Araştırmanın tadını çıkaran kampanyaAdvantage Card Relansman: Araştırmanın tadını... Sıkıcı araştırma verileri birebir ele alınırsa genelde sıkıcı reklamlarla sonuçlanır. İstisnai durumlar ise çok azdır. Advantage Card’ın relansman kampanyası tam da bunu başarmış. Sıkıcı araştırma verilerini, dikkat çekici ve seyir değeri yüksek ve sürdürülebilir bir kampanyaya dönüştürmüş. Tüm...

Read more

twitter

Fısıldayarak da ses duyurulur: Şekerbank reklamları

Category : Commercial Codes by Cem Solak

Gecen haftaki ING Bank yazımızla bankacılık sektöründe ki yanlış bir iletişim uygulamasına örnek verdikten sonra doğruyu yapanları da göstermemek olmazdı.
Bu yüzden bu yazımızın konusu gecikmiş de olsa bankacılık sektöründen başarılı bir uygulama: Şekerbank reklamları.

Şekerbank son bir iki senedir iletişiminde çok tutarlı ve doğru bil yol izliyor. Diğer bankaların sadece ‘branding’ figürlerinden oluşan iletişim kampanyalarının aksine iç görü \ ‘insight’ı iletişiminin odağına koyan Şekerbank, bu sayede hem kategoriden farklılaşıyor hem de hayata değen ve duygusal değer yaratan bir reklamcılık yapıyor.
Ana iç görüsünü ve konumlandırmasını “halden anlayan bankacılık” seklinde özetleyebileceğimiz banka bu doğrultuda her şeyden önce tüketicisini tüketici olarak değil, insan olarak görüyor.

Bu bağlamda geliştirilen reklamlar da tüketicinin bankayla olan ilişkisinden değil, onun gerçek hayatta geçim derdinde yaşadığı sıkıntılar, fedakârlıklar kısacası kendi gerçekliklerinden besleniyor.

Üstelik bu “halden anlayan banka” stratejisi geniş bir yelpazede İletişim yapma imkânı da veriyor.

Ev kredisi reklamındaki “bütün gün caliptin hadi artık evine” mesajı, ya da,

Kobi iletişiminde “üreten didinenlerin yanındayız” mesajı gibi duygusal mesajlar bu iletişimde kendine yer bulabildiği gibi,

Kaynanalar dizisinin müziğinin kullanıldığı esnafla mizahi bir dille empati kuran “başını kaşıyamayan esnaflara bireysel emeklilik” isi de bu çatı konsept altında kendine yer buluyor.

Bazen herkesin bağırdığı yerde fısıldamak gerekir.

Şekerbank reklamlarında, tüm kategorinin bangır bangır ‘branding’, diyalog, jargon ve GRP savaşına girdiği yerde, sağlam konumlandırması, hayata değen iç görüleri ve kendine güvenen sıcak, samimi, bağırmayan iletişim tarzıyla sesini duyurmayı haydi haydi başarıyor.

Dahası müşterilerinin kalbine değerek, günü kurtaran değil, gerçek anlamda farklılaşan ve marka yaratan, uzun soluklu iletişim yapmayı beceriyor.

Hizmet kategorisinde iç görüden yola çıkan böyle isler görmek de, şahsen bana umut veriyor.

Emeği gecen herkesin eline sağlık. :)

Obama’nın ekibinden yeni bir sosyal medya platformu: Dashboard

Category : Alp Solak Yazıları

ABD Başkanı Obama’nın 2008 seçimlerinde yürüttüğü sosyal medya kampanyası, dünyadaki ilk başarılı online kampanya olarak görülür. Obama’nın bu başarısı elbette Cumhuriyetçileri’n de iştahını kabardı. Bu sene gerçekleşecek seçim için onlar da sosyal medyanın gücünden yararlanmaya başladı. Ancak Obama’nın ekibi yine boş durmadı ve yeni bir dijital sosyal medya platformunu hayata geçirdi.

Yeni platformun ismi Dashboard. Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Obama gönüllüleri bu platforma akıllı telefonlar, tabletler, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan erişebilecek. Platformu kullanarak diğer insanları takımlarına katabilecek, etkinlik organize edebilecek. Obama’nın kampanya sözcüsü Katie Hogan, bu yeni platformun online ofisleri olduğunu ve gönüllülerle destekleyenler arasında bir köprü görevi üstleneceğini belirtiyor.

Facebook’a benzer bir arayüzü olan Dashboard, hem sosyal olması hem de veri analizlerine olanak sağlaması ile seçimlerin Obama için nasıl geçeceği konusunda, danışmanlarına önemli fikirler verecek. Ayrıca bu platformun gay, lezbiyen, biseksüel ve transeksüel oylarına erişmek de etkili olacağı düşünülüyor.

Hogan, yeni platform ile Obama destekçilerinin kendilerine hedef kitle belirleyebileceğini ve platformu bu hedef kitleye ulaşmak için kullanabileceklerini ve kendi bölgelerinde diğer gönüllülerin ne durumda olduklarını gözlemleyebileceklerini söylüyor.

Yaklaşık bir yıl içinde geliştirilen Dashboard, 2008’de Obama’ya büyük başarı getiren MyBarackObama.com ile benzer bir yapı kullanarak yapıldı.

Bu arada Cumhuriyetçiler’den Barack Obama’nın rakibi olması beklenen Mitt Romney’in ekibi de boş durmuyor. MyMitt adında benzer bir sosyal platformu hayata geçiren Cumhuriyetçiler aynı zamanda Social Victory Center adını verdikleri Facebook aplikasyonu ile destekçilerine ulaşarak oylarını artırmak istiyor.

Bakalım sosyal medyada verilen bu savaşı Cumhuriyetçiler mi, yoksa Demokratlar mı kazanacak? İlerleyen günlerde bunu hep beraber göreceğiz.

Advantage Card Relansman: Araştırmanın tadını çıkaran kampanya

Category : Commercial Codes by Cem Solak

Sıkıcı araştırma verileri birebir ele alınırsa genelde sıkıcı reklamlarla sonuçlanır. İstisnai durumlar ise çok azdır.
Advantage Card’ın relansman kampanyası tam da bunu başarmış. Sıkıcı araştırma verilerini, dikkat çekici ve seyir değeri yüksek ve sürdürülebilir bir kampanyaya dönüştürmüş.
Tüm kart kullanıcıları için yeni ve canlı bir alternatif olmayı planlayan Advantage Card, kart kategorisindeki belli başlı 3 tüketici tipolojisi olan; ‘ impulsive buyer’, ‘compulsive buyer’ ve ‘opportunist buyer’ları, yani “hesapsız \ dürtüleriyle harcayan \ çok kart kullanan ‘impulsive’ tüketicileri”, “kılı kırk yaran \ genelde aynı kartı kullanan ‘compulsive’ tüketicileri” ve ”promosyon peşinde koşan \ kart sadakati düşük ‘oportünist’ ” tüketici gruplarını; “Gönül Doymaz – Impulsive”, “Fikri Sabit – Compulsive” ve “Armağan Kaçmaz – Oportünist” şeklinde 3 tiplemeye çevirerek, sıkıcı araştırma datalarını her segment özelinde kart özelliklerini ve tekliflerini anlatmaya imkan veren hikaye platformlarına döndürmüş.
Bu şekilde kredi kartının tüm kullanıcı kitlesini kapsayan Advantage her üç kitleye de uygun mesajları uygun tipolojilerle iletme imkânı yaratmış. Dahası bu tipolojiler mesaj örgüsünden, kampanya yapısına hatta medya planlamaya kadar kullanılabilecek, tüketici davranışı kodlarını da üzerinde taşıyor. Başka bir deyişle “Fikri Sabit”, “Gönül Doymaz” ve “Armağan Kaçmaz”ı göreceğimiz mecralar ya da saatler aynı olmak zorunda değil.
Relansmanın dikkat çeken başka bir tarafı ise kampanya ‘pay-off’u, “Herkes yeni Advantage’ın tadını çıkaracak” cümlesi…
Şimdiye kadar ki bütün kitlesel kredi kartı iletişimleri tüketici faydalarını birer kelime sahiplenerek anlatmaya ve ayrışmaya çalışıyordu. Bonus Card’ın “bedava” kelimesini, Axess’in “kazandırır” kelimesini, World’ün “bonkör” kelimesini sahiplenmesi gibi…
Ancak bu vaatlerin sorunu fazla fonksiyonel ve materyalist kalmalarıydı.
Oysa Advantage Card “herkes tadını çıkaracak” diyerek hem rasyonel ve fonksiyonel faydaları anlatmayı başarmış, hem de kartı duygusal deneyim vaat eden, yaşam tarzı sunan, duygusal bir yere de taşımış. Üstelik bu cümle “ısırılan Advantage logosu” şeklinde son derece ayrıştırıcı ve markalama etkisi yüksek, hem duygusal hem rasyonel semiyotik çağrışımları olan bir görsele de yol açmış.

Sonuç olarak, sıkıcı araştırma verileri, ender görülen bir şekilde, derdini anlatan, izlemesi keyifli ve uzun soluklu bir kampanya platformuna dönüştürülmüş.
Emeği geçen herkese tebrikler.

Sepetsiz süper market!

Category : Alp Solak Yazıları

Dünyanın ilk sanal süper marketi bugünlerde Kore’de açıldı. Adamlar raflara ürün falan koymamış. Onun yerine bol bol LCD ekran serpiştirmişler. Müşteri gidiyor istediği ürünü LCD ekrana basarak seçiyor. Seçtiği ürünler ödeme alanında çalışanlar tarafından paketlenip teslim ediyor. Bakalım Türkiye’de bu tarz bir dükkanı ilk kim açacak…

Herkese merhaba!

Category : Alp Solak Yazıları

24 Şubat 2011 Perşembe…

Saat 17.15… Şu an ağabeyimle ortak başladığımız “MarcomBySolaks” sitesine ilk kelimelerimi giriyorum. İki birader olarak kendi işimizde – gücümüzde baya bir vakit harcadığımız için bu sitenin fikirden – maddeye dönüşmesi ve sanal dünyada yerini alması biraz uzun sürdü. Gerçi Cem’in kendi bloguna yazdığı yazıları buraya taşıma işlemini bir süredir bitirmiştim ve boş bir sayfa yoktu buraya gelince ama benim ilk klavyeye yazı azma amacıyla tıkladığım gün bugündür…

Bundan böyle de fırsat buldukça buradan kendi çapımda görüşlerimi, yorumlarımı siz okuyucularla paylaşmaya devam edeceğim. Cem’in iyi bir reklamcı olması, benim gazetecilik, kurumsal ilişkiler ve dijital iletişim gibi konularda uzmanlığımın harmanlanmasıyla ortaya güzel bir dem çıkacağına şimdiden eminim.

Herkese iyi okumalar…